| | Üretsiz Blog oluştur

Beren Saat | Beren Saat Fan Club

Beren Saat , Beren Saat Resimleri, Beren Saat Avatarları, Beren Saat Chat, Beren Saat Röportaj, Beren Saat Biyografi, Berence, Beren, Oyuncu, Aşkı Memnu, Aşka Sürgün, Hatırla Sevgili, Türkiyenin Yıldızları,Beren saat video, videolar, Beren saat galeri

Beren Saat Hakkında Tüm Haberler

brn (23)  Dizide düşman sette dost

Özlem Uçar`ın Mahsun Kırmızıgül ve Beren Saat ile röportajı... güzel bir uyum var, beraber oynamaktan çok mutluyuz diyorlar Başrolünü Mahsun Kırmızıgül ile Beren Saat`in paylaştığı ATV`nin ...

Özlem Uçar`ın Mahsun Kırmızıgül ve Beren Saat ile röportajı...

güzel bir uyum var, beraber oynamaktan çok mutluyuz diyorlar

Başrolünü Mahsun Kırmızıgül ile Beren Saat`in paylaştığı ATV`nin sevilen dizisi Aşka Sürgün, bir zamanlar düşman olan iki aile arasında yaşanan barış ve zorunlu bir evlilik yapan iki gencin hikayesini nlatıyor. Hikayesi Tomris Giritlioğlu`na ait dizide, Saat ve Mahsun, cesur ve dikbaşlı iki karakteri, Zilan ve HazarAKŞAM`a anlattı.

İlk oyunculuk denemenizde başrol oynamak nasıl bir duygu?

Beren Saat: Çok şanslı olduğumu düşünüyorum. İnsanların çok uzun zamanda katettikleri yolu ben kısa zamanda geçtim. Bu şansı kullanıyorum ve kendimi sürekli geliştiriyorum. Bu dizi kariyerime büyük artılar kazandırdı ama daha yolun başındayım.

Birçok dizinin yayından kaldırıldığı bir ortamda dizinin bu kadar reyting almasını neye bağlıyorsunuz? Mahsun Kırmızıgül: Türkiye`de çok fazla dizi film yapılıyor. Bir dizinin yayından kalkması kadar acı bir şey yok. Bir diziden birçok insan ekmek yiyor. Tutulmanız içinse ilk şart iyi bir senaryo. İlk başta insanlar bu dizinin tutmayacağını düşünüyorlardı, biz bu işe başladığımız zaman tüm ekip olarak yüreğimizi koyduk ve olumsuz düşünceleri değiştirdik. BS: Mahsun`un çok sağlam bir hayran kitlesi var. Bunun dışında insanlara farklı gelen bir hikayemiz olduğunu düşünüyorum. Dramatik bir hikaye var ama arabesk bir tarzla kendimizi acındırmadık. Zilan`ın dramı da izleyiciyi çok etkiledi. Çekimleri şehir dışında yapmak sizi zorlamıyor mu?

MK: Haftanın 6 gününü sette geçiriyoruz. Ancak yorucu olduğu kadar da zevkli bir iş yapıyoruz. Bazı oyuncu arkadaşlarımın set kuralları olduğunu duyunca hayretler içinde kalıyorum. Kimisi akşam 19:00`dan sonra çalışmam diyormuş, kimisi haftanın 3 gününden fazla sette olmam. Bu durum beni şaşırtıyor, saat koymakla oyuncu olunmaz. Ben işimde çok disiplinliyim, saatinden önce gelirim sete, bu benim iş ahlakımdır. Şu bir gerçek ki tüm günüm sette geçtiği için birçok sahne teklifini geri çevirmek zorunda kalıyorum, maddi olarak zararım var. Bu diziden kazandığımın 10 katını sahnelerden kaybettim. Dizinizin izleyicileri arasında çoğunluğu kadınlar oluşturuyor. Bunda Hazar karakterinin etkisi sizce ne kadar?

MK: Hazar, İstanbul`da doğup büyüyen Doğulu bir ailenin çocuğu. Ama gelenek ve göreneklerinden kopmamış, kadınına değer veren, sevdiklerinin arkasında durmayı başaran, ağırbaşlı, konuşması gerektiği yerde konuşan, güçlü, sevdiği insanlara jest yapan bir adam. Bizim kadınlarımız kadına değer veren erkeği sever, bu yüzden Hazar karakteri baştacı edildi. Peki Zilan karakteri erkekleri etkiliyor mu?

BS: Zilan, erkeklerin özlediği bir karakter. Aşık olmasıyla birlikte biraz daha törpülenip, kalıplara uyan bir kadın haline geldi. Zilan`ın ruhu çok duru, erkeklerin süs bebeği kadınlardan sıkıldığı bir dönemde Zilan ortaya çıktı. Zilan, kendi halinde, az makyajlı, cesur, sevdiği erkek için sonuna kadar savaşan bir kadın karakter.

Hazar ile Mahsun Kırmızıgül`ün karakterleri arasında ne gibi farklar var?

MK: Hazar daha ağır, daha ciddi bir adam. Ama ben hiç öyle değilim, şen şakrak bir insanım. Eğlenmeyi de eğlendirmeyi de seviyorum. Ama benzer yanlarımız da var. Ben de Hazar gibi gelenek ve göreneklerine bağlıyım, kadına değer veririm. Zilan ile Beren arasındaki farklılıklar nelerdir?

BS: Ben de Zilan gibi kötü olaylara ve olumsuzluklara karşı boyun eğmem, hayata karşı dik bir duruşum var, ödün vermem. Zilan artık benim bir parçam oldu. Zilan da Beren gibi daha az konuşan bir kadın. Aslında çok fazla bir farkımız yok. Zilan`la çok benziyoruz.

Mahsun`la oynamak çok keyifli

Mahsun Kırmızıgül ile birlikte oynamak nasıl bir duygu?

BS: Mahsun ile oynamak çok keyifli. İlk dizimde onunla başrolü paylaşmak kariyerim açısından çok yararlı oldu. Sette çok eğlencelidir, komiktir, hep şen şakraktır. Hiç yorulmaz sürekli espiriler yapar, pozitif bir enerjisi vardır. Bir anda şarkılar söyler, fıkralar anlatır. Hiç kaprisi yoktur, sete saatinden önce gelir, herkesle sohbet eder. İyi ki ilk dizimde onun gibi bir insanla çalışma imkanına sahip oldum. Beren ile başrol oynamak nasıl bir duygu uyandırdı?

MK: Beren ile aramızda çok güzel bir uyum var. Her şeyden önce Beren yeni bir yüz, yeni yüzlerin Türkiye`ye oyunculuk anlamında çok şey kazandıracağına inanıyorum. İyi bir ikili olduk, ileride Türkiye`nin en iyi oyuncularından biri olacak.

Özlem Uçar

2006-01-11 Akşam http://www.aksam.com.tr

brn (43) Ayrılık kazanını Oktay kaynattı

Oktay Kaynarca`nın Beren Saat`le ilgili açıklamaları bardağı taşıran son damla oldu. Bülent İnal ve Beren Saat kıskançlık yüzünden ayrıldı. ...

Oktay Kaynarca`nın Beren Saat`le ilgili açıklamaları bardağı taşıran son damla oldu. Bülent İnal ve Beren Saat kıskançlık yüzünden ayrıldı.

SÜREKLİ KAVGA EDİYORLARDI

Herkesin evleneceklerine kesin gözüyle baktığı Beren Saat ve Bülent İnal çiftinden, ayrılık haberi geldi. İkiYaklaşık 1 yıldır gözlerden uzak bir aşk yaşayan Bülent İnal ve Beren Saat, iddialara göre sık sık kavga ediyordu. genç oyuncunun aşkı, kıskançlığa yenildi.

Dizi çekimleri yüzünden uzun ayrılıklar yaşayan çiftin arasında kıskançlık krizleri de yaşanıyordu. Ünlü çiftin son kavga sebebi ise Oktay Kaynarca oldu.

`BEREN`İ ÇOK BEĞENİYORUM`

Bir ankette Beren Saat ile yakıştırılan Kaynarca, güzel oyuncuyu çok beğendiğini söylemişti. Hatta daha da ileri giderek bir projede Saat ile birlikte rol almak istediğini de belirtmişti. Bu açıklamalar İnal ve Saat arasında bardağı taşıran son damla oldu.

Dedikodulara göre; Kaynarca`nın açıklamalarına sinirlenen İnal, sevgilisiyle yeni bir kavgaya tutuştu. Hiçbir şeyden haberi olmayan Saat ise son çareyi ayrılmakta buldu.

GÜNAYDIN

2008-09-09 Sabah http://www.sabah.com.tr

brn (28) Azra`nın kabusu!

Beren Saat`in yer aldığı her dizideki rol arkadaşıyla aşk yaşaması; şimdiki rol arkadaşı Kıvanç Tatlıtuğ`un uzatmalı sevgilisi Azra Akın`ı bir hayli endişelendiriyor

Yerli diziler sayesinde adını duyuran Beren Saat, özel hayatıyla da sık sık gündeme geliyor. Bugüne kadar kadrosunda yer aldığı her dizide güzelliği ve oyunculuğuyla adından söz ettiren Beren, dizi setlerinde başlayan arkadaşlığını da her seferinde aşka dönüştürdü! Beren Saat, geçtiğimiz yıllarda `Aşka Sürgün` dizisinin setinde tanıştığı Alper Kul`la aşk yaşayarak o dönem adından söz ettirmeyi başarmıştı.

TEDBİRİ ELDEN BIRAKMIYOR

Ardından`Hatırla Sevgili` kadrosuna dahil olan Beren Saat, bu sette de yeni `aşklara` yelken açtı! Beren, önce Okan Yalabık`la sonra da Cansel Elçin`le yakınlaştı. Beren Saat`in bu `dizi setinde aşk` geleneği de Azra Akın`ı endişelendirmeye başladı. Söylenenlere göre Azra; sevgilisi Kıvanç Tatlıtuğ`la aynı dizide yer alan Beren Saat yüzünden sık sık sevgilisini uyarıyormuş!

Aydın HAMZA

2008-09-17 Takvim http://www.takvim.com.tr

brn (17) Beren Saat`ten `Hatırla Sevgili` anıları

Güneri Cıvaoğlu ile Şeffaf Oda`nın bu haftaki konukları; Milliyet Gazetesi yazarı Hasan Cemal, "Hatırla Sevgili" dizisinin proje tasarımcısı Tomris Giritlioğlu ve oyuncu Beren Saat.

Giritlioğlu, Hatırla SevgiliBeren Saat oyunculuğu ile ilgili bilgi veriyor. Programda son olarak Cemal ise askerî yönetim yıllarından unutamadığı hatıralarını izleyicilerle paylaşıyor. Kanal D/ 13.00 projesi hakkındaki bilinmeyenleri anlatırken,

2008-06-15 Zaman http://www.zaman.com.tr

Beren Sultan

Türk sinemasının ölümsüz isimleri Türkan Şoray, Filiz Akın ve Hülya Koçyiğit, beyazperdenin en yetenekli kadın oyuncularını Takvim için seçti. Üç dev ismin en yetenekli bulduğu isim Beren Saat. ...

Yesilçam`ın yeni sultanları

Türkan Şoray, Filiz Akın ve Hülya Koçyiğit; Türkiye`nin en yetenekli genç aktrislerini seçti.

Sizin için sorduk...

Başarılı oyunculukları, güzellikleri ve kaliteli duruşlarıyla efsane olan Filiz Akın, Hülya KoçyiğitŞoray, şimdinin genç oyuncuları arasında en beğendikleri isimleri seçti. Bu 3 efsane ismin ortak görüşü; Beren Saat, Saadet Işıl Aksoy, Fadik Sevin Atasoy ve Tuba Büyüküstün oldu. ve Türkan

Çok önemli tavsiyeler

Birbirinden güzel 4 oyuncunun başarılı olduğunu dile getiren Türkan Şoray, Filiz Akın ve Hülya Koçyiğit, genç oyunculara kaliteli duruşlarından ödün vermemelerini tembihledi. Hülya Koçyiğit ise şimdiki oyuncularının işlerinin kendilerinden kolay olduğunu söylemeden de geçemedi.

Ufuk ÖZCAN

2008-10-10 Takvim http://www.takvim.com.tr

brn (29) Güzel bir aşk buldum pat diye gitti

`Aşka Sürgün` dizisiyle yıldızı parlayan Beren Saat henüz 21 yaşında olmasına rağmen olgun tavırlarıyla dikkat çekiyor. Erkek arkadaşını trafik kazasında kaybeden genç oyuncu hayatıyla ilgili gerçekleri anlattı.

Beren Saat, `Türkiye`nin Yıldızları` yarışmasıyla tanındı. Şu sıralar `Aşka Sürgün` dizisinde `esas kızı` oynuyor. Basamakları üçer beşer çıkmış; çıkmış çıkmasına da karşılığında çok acılar çekmiş. BuDergisi`nin son sayısında Beren Saat`le yapılan bir röportaj yer alıyor. - Güzellik başa bela mı? - Belasından çok avantajı var. O yüzden çok bela diyemeyeceğim. - YarışmaÖyle dezavantajlar bir kere bile televizyona çıktıktan sonra var olabilir. Ama evet, yarışmadayken kötü hissetmiştim kendimi. `Oynamıyorsun sen, sadece güzel diye aldılar seni` muamelesi yapıldı. Tamam, evet, ben de kendimi beğeniyorum ama hani `bu işi de yapabilirim` diye girdim ben buraya. `Oynadığımı zannediyorum, yani o kadar mı kötü` diye bir özgüven kırılması yaşattı bana. Çıkınca daha objektif bakabildim kendime. - GeçtiArtık insanlar sizi biliyor. - Geçti, geçti. Ben şu an hala oyuncuyum diyemem. Deniyorum, öğrenmeye çalışıyorum. Dizilerde oynayan benimle aynı jenerasyondaki kızlara bakıyorum; hatırı sayılır bir yerdeyim. Bir de şuna inanıyorum; Aşka Sürgün çok büyük bir proje ve benim oynadığım rol çok önemli bir rol. Ne yüzün ardında çok güçlü, olgun, içten ve idealist bir genç kadın var. Marie Claire döneminde herkesin gözü üzerinizdeydi. - O sırf güzellikle ilgili değil. ama değil mi? güzellik için ne de üç beş kere adı duyuldu diye kimse kimseye böyle bir rol vermez.

MAHSUN ÇOK EĞLENCELİ- Rol arkadaşınız Mahsun Kırmızıgül`le aranız nasıl? - Gayet iyi aramız. Mahsun çok komiktir, gevezedir filan. O yüzden sette onunla olmak eğlenceli. - 21 yaşındaymışsınız. Daha büyük duruyorsunuz. KendiniziÇok iyi hissediyorum (gülüyor). Herkes aynı tepkiyi veriyor. O daha da iyi hissettiriyor. Demek ki insanlar bu rolleri oynarken ortalama o yaşlarda oluyorlar. Ben o yolu birazcık hızlı yürüdüm. - ŞanslıEvet. Hayatın her alanında değil ama işimden bahsedersek... Yani ben bir yarışmaya girdim, sonra pat diye 13 bölümlük bir dizi çektim. İnşallah bundan sonra da sinema olur. - Hangi konuda şanssızsınız peki? - Her şey dört dörtlük gitmiyor ki. - İnsana`bu kız mutludur canım, iyidir` gibi geliyor. - O öyle geliyor. Hep gülen ve paralayan bir yüz olduğu için... Bir de insanlarda genelde `daha ne ister ki` duygusu oluyor. Bununla da çok karşılaşıyorum ama öyle olmuyor tabii ki... - Aşkta şanslı mısınız peki? - Şanslı mıyım? Bilmiyorum ki? Tartışılır. Biraz dalgalı galiba. olduğunuzu düşünüyor musunuz? - bulunduğunuz yer anlamında iyi hissediyor musunuz? -

HERKES BENİ SUÇLADI- Bekarsınız ve birileriyle adınız çıkıyor. Neden saklamaya çalışıyorsunuz? - Özel olarak saklama çabası içinde değilim ama neden anlatayım? Bana da bunu sormak mantıklı geliyor. - Birileriyle haberiniz çıktığı zaman açıp annenize açıklama yapıyor musunuz? - Yoo artık pek değil ama bir ara benim haberlerimle ortalık çalkalandığı zaman onlar da kayıtsız kalamadı. - Kızımız elden gidiyor diye mi düşündüler? - Değil de... Nedir, ne değildir gel biraz konuşalım dediler. Çünkü o sıralar haberler biraz karışıktı. Çok üzülmüştüm çünkü yarışmadan çıktıktan bir süre sonra erkek arkadaşımı trafik kazasında kaybettim. Beni yarışmada izlemeye geliyordu, kayıtlarda görüntüleri vardı. OnlarıHala bu olay yüzünden benimle konuşmayan insanlar var. - Gerçekten üzücü. Uzun zamandır mı birlikteydiniz? - Tabii, bayağı yıllar olmuştu. Şanssızlık konusunu buraya bağlamak lazım. Çok güzel bir aşk buldum, çok şanslıydım, pat diye gitti. Ama bunu hayat boyu yaşamayan insanlar da var. - Yarışma da zorlayıcıydı değil mi? - Yarışma da aylarca kapalı kalınca psikolojimi zorlamıştı. Bir de şey var; oyunculuk egosu yüksek bir iş olduğu için ve `benden oyuncu olur` diyen insanlarla bir odaya kapatıldığınız için ortada korkunç bir hırs vardı. yayınladılar çok taze bir acının üzerine... O zaman nefret ettim. Çünkü herkes beni suçladı.

2005-12-25 Sabah http://www.sabah.com.tr

brn (38) Fahişe Elena rolü beni çok sarstı

Hatırla Sevgili`nin Yasemin`i, Aşk-ı Memnu`nun Bihter`i Beren Saat`ten ilginç açıklamalar...

Kanal D`de ekrana gelen `AşkMemnu` dizisinde Bihter rolüyle izlediğimiz Beren Saat, Beyoğlu ve Tünel`de kurulan platoda `Güz Sancısı` adlı sinema filmi için de kamera karşısında. Seninle dergisi, Türkiye`nin hüzünlü bir dönemini anlatan filmde Elena adlı Rum fahişeyi canlandıran Saat`le filmi, rolünü ve 6-7 Eylül olaylarını konuştu.

`Hatırla Sevgili` bir dönem dizisiydi ve büyük beğeniyle izlendi. Beren Saat, o dizideki Yasemin karakteriyle iyiden iyiye bütünleşmişti, değil mi?

- Doğrusunu isterseniz, o dizide kamera önüne geçmeye başladığım andan itibaren Yasemin beni büyülemişti. Yasemin`le çok güzel günlerim geçti, onu çok sevdim. Yasemin`i hiç unutmayacağım.

`Hatırla Sevgili` dizisinde rol alırken, zaman zaman Yasemin`in etkisinde kaldığın oldu mu hiç?

- Yasemin`in değil ama dizinin anlattığı dönemin etkisinde kaldım elbette.

Şimdi de Tomris Giritlioğlu`nun yönettiği `Güz Sancısı` adlı sinema filmin setindesiniz. Bu da bir dönem filmi. Teklif nasıl geldi, kabul ederken neleri göz önüne aldın?

- Tomris Hanım, bu filmin senaryosunu bana vereli dört yıl oldu. Senaryoyu ilk okuduğum zaman ürkmüştüm. Ancak bu dört yıl içinde senaryoya ısındım, kafamda ve gönlümde olaylar gelişti. BenDaha sonra bu rolü oynamayı çok istediğimi hissettim. olgunlaştım. Bu arada rolümle ilgili, filmle ilgili malzemeler topladım, bilinçli ya da bilinç dışı.

Filmde Elena karakterini oynuyorsun... Elena`nın yaşadığı dönem Yasemin`den daha öncesi oluyor.

- Evet, Yasemin`den altı yıl önce. Elena benim için heyecan verici bir karakter. Zor bir rol, umarım altından kalkabilirim.

Yasemin çok masumdu, Elena ise bir fahişe...

- Evet, farklı dönemlerdeki, iki farklı karakter onlar.

Rolüne nasıl hazırlandın?

- Öncelikle Yılmaz Karakoyunlu`nun yazdığı bu romanı okudum. O dönemle ilgili araştırmalar yaptım. SonOnların yaşadığı mekanlara dokunmak, o havayı koklamak gerekiyordu. dönemlerde ise olayların geçtiği Tünel`de ve Beyoğlu`nda dolaştım.

O dönemi yaşamış olanlarla hiç temas kurabildin mi?

- O dönemi bilenlerin anlattıklarını dinledim. O dönemi yaşayanların arkadaşlarından bazılarıyla konuştum. Özellikle 6-7 Eylül geceleri çok önemli. `Çocukluğumda şu olayı hiç unutmuyorum` diyerek başlayan açıklamalar benim için çok sarsıcı oluyor.

Gelelim`Elena`ya... 1955`in İstanbul`unda yaşayan Elena, nasıl biri?

- Elena, bir fahişe... Bu iş ona babaannesi (Zeliha Berksoy) tarafından yaptırılıyor. Çok ciddi travmaları var Elena`nın. O travmaları yenebilmek için büyümemeyi seçmiş. Mazisiyle yüzleşmek istemiyor. Maziden kaçıyor. Aslında Elena çok da acımasız bir hayat yaşıyor. 6-7 Eylül gecesi de, Rum olduğu için çok acımasız bir darbe daha yemiş oluyor.

Romanda olan bazı sahneler vardı. Çok etkileyici, çok vahşi... Özellikle Elena`nın saldırıya uğradığı sahnelerdi bunlar...

- Çok az bir değişim var ama finale dair sahneler olduğu için çok da açıklama yapmak istemiyorum. Roman ayrı, film farklı...

Demek ki Elena`yı izlerken çoğumuz gözyaşlarımızı tutamayacağız...

- Elena tabii ki izleyenlere büyük hüzünler yaşatacak. Ancak diğer karakterler de öyle...

Film ne zaman vizyona girecek?

- Yeni yılın ilk aylarında seyirciyle buluşması planlanıyor.

Beren Saat, hep dönem çalışmaları içinde... Peki bundan sonra hangi dönemi düşünüyorsun?

- Şimdi Cumhuriyet`in ilk dönemlerini düşünüyorum. 20`lerin sonu ve 30`lu yıllar. Atatürk`lü dönem ve o dönemde yaşananlar beni çekiyor. Ne var ki bunun da sonu yok, daha ne kadar geriye gidilebilir ki!

Osmanlı`ya mesela...

- Ferzan Özpetek`in çektiği `Harem ve Suare` filmini izlediğimde çok etkilenmiştim. Harem kokusu duymayı çok istemiştim. Dediğim gibi, bunun bir sonu yok aslında, hepsini denemek isterim.

6-7 Eylül olayları için ne diyeceksiniz?

- Ben her zaman partiler üstü, dinler üstü olarak ve hümanist olarak hayatı algılamaya çalışıyorum. Komşularımızın dini ya da kimliği önemli olmamalı. Geçen gün benden yaşça çok büyük olan bir Ermeni ile sohbet ettim. `Bizim hiç aklımıza gelmezdi, komşumuzun dini, uyruğu. Sormazdık zaten` dedi. 6-7 Eylül olaylarına gelince, sürü psikolojisiyle yapılmış bir saldırı bu. Müthiş bir öfke, kin... Ancak tepeden bir yönetme, yönlendirme var... Çünkü topraklarımızda çok uzun yıllar azınlıklarla yaşamışız, hiç sorun olmamış.

Size`Tarafsınız` diyebilirler...

- `Hatırla Sevgili`de de taraf olduğumuz söylendi, bu filmde de aynı şeyi söyleyecekler. Söylesinler. Bir şeyi anlatacaksanız, elbette taraf olacaksınız.

ch_fluidH = 1; ch_nump = "4"; ch_client = "vhblg"; ch_width = 550; ch_height = "auto"; ch_type = "mpu"; ch_sid = "Chitika Default list unit"; ch_color_site_link = "#0000CC"; ch_color_title = "#0000CC"; ch_color_border = "#FFFFFF"; ch_color_text = "#000000"; ch_color_bg = "#FFFFFF";

Beren Saat - Can Dündar Röportajı

brn (51) Bir yıldız doğuyor: Beren Saat

Beren Saat... 22 yaşın­da bir genç kız. Daha düne kadar Ankara Başkent Üniversite'sinde işletme okur­ken, kendini televizyon dizilerinde oy­narken buldu. Türkiye'nin el birliği ile yıldızlarını aradığı bir dönemde, ekran­larda bir yıldız gibi parlayıverdi. Yem­yeşil gözleri, duru teni, masumane güzelliği ve yetenekleriyle fırlayıp çıkı-verdiği masal dünyasına, adeta mey­dan okuyarak hem de,., Beren Saat'i önce "Aşkımızda Ölüm Var" dizisiyle tanıdık. Ardından "Aşka Sürgün" geldi ve şimdi de "Hatırla Sevgili" televizyon dizisindeki "Yase­min" karakteriyle şöhret basamaklarını zorluyor. O, "Hayallerimin ve heyeca­nımın peşinden gidiyorum" diyor. "Bir gün başarılı olamazsam, bırakıp başka bir iş yapabilirim" diyecek kadar da özgüvenli. Kalıcı olmak, güzel işler ya­pıp, işleriyle hatırlanmak istiyor. Ailesi­nin hasretiyle yanıp tutuşsa da İstan­bul ellerinde, "Şimdi çalışma zamanı" diyor, Biliyor ki şöhret denilen şey, ka­lıcı işlere imza atılmadığında bir kuş misali elinden uçup gidiverecek,

Türkiye'nin Yıldızları yarışmasından önce sahne deneyimin var mıydı?

TED Koleji'nde okurken iki sene üst üste müzikallerde oynadım. "Sevginin de böylesi" adlı müzikalde oynadığım­da 14-15 yaşındaydım. Latin dansları, tango öğrenmiştik, çünkü ilk müzikal dansları anlatıyordu. Diğeri içinde aşk hikayesi olan bir müzikaldi. Gerçekten çok büyük bir prodüksiyonla sahneye çıkmıştık.

Yarışmaya nasıl katıldın?

Başkent Üniversitesi'nde işletme oku­yordum. Bir gün annem yarışmadan söz etti. "Hayatım yanlış yöne doğru gidiyor" diye düşündüğüm bir dönem­di, Erkek arkadaşıma bahsettim, oda "hadi kalk gidelim" dedi. Başvuru formunu doldururken çok da cid­diye almamıştık açıkçası. Ya­rışmacılar hazırlıklı gelmişler­di. Benim öyle bir durumum yok. "Ne yaparsın?" dediler, "Müzikal şarkısı söyleyeyim" dedim. Kameradan bakarak "Senin kamerada çok iyi bir enerjin var. Bir dahaki sefere bize bir parça hazırlayarak gel." dediler. Doğum gü­nümdü o gün, kendimi paldır küldür, İstanbul'da elemeye kalmış buldum. Sonra da ya­rışmada ikinci oldum. Aslında yarışmaya girdiğim an her şey değişti galiba. Ama bu kadar değişeceğini hayal et­memiştim. Ankara'da ailem var, başaramazsam okuluma dönerim diyordum. "Sen bu işi yaparsın, dans da eder­sin, sesin de güzel" dedi­ler. Sonra da beni bırak­madılar zaten. Tomris Giritlioğlu, TRT'den ayrıl­dıktan sonra özel kanal­lara dizi tasarlamaya başlamış. Kardeşi Ba­şar Bey, beni yarış­mada görmüş ve Tomris Hanım'a önermiş. Doğru za­manda Tomris Hanımla karşılaşmak büyük şanstı benim için.

Ünlü olmak nasıl bir şey?

Ünlü olmanın tadını çıkarıyorum, Star­lar için hayat zordur belki ama, benim yaşadığım çok keyifli bir şey, Sokak­ta insanlar görüyor; sarılıyor, mer­haba diyorlar; öpüşüyoruz, seni çok seviyoruz, diyorlar. Bu herkese nasip olmaz.

Ünlüler dünyasında en çok seni ne korkutuyor?

Hem ünlü olup hem ciddiye alınma­mak ya da bir gün çok ünlü olup erte­si gün unutulmak.

Kalıcı olmak için ne yapmak gerekir?

Fazla acele etmemek ve sakin dav­ranmak gerekiyor. Evet, ben hayalleri­min ve heyecanımın peşinden koşuyorum. Bir gün gerçekten başarama­yacağımı görürsem, bunu bırakıp baş­ka bir şey yapabilirim. Böyle bir özgü­vene sahibim. Evet popüler kültür için bir iş yapıyoruz, televizyona çalışıyo­ruz ama, popülaritenin dozunu çok iyi ayarlamak lazım. Ben magazin prog­ramlarında olmak istemiyorum.

İlk oynadığın dizi Aşkımızda ölüm Var'dı. Ardından Aşka Sürgün geldi ve şimdi de 1950'li dönemleri anlatan Hatırla Sevgili'de Yasemin rolü ile çıkı­yorsun seyircinin karşısına. Nasıl ha­zırlandın rolüne?

Öncelikle çok ciddi bir veri tabanı üze­rinden çalıştık. Belgesel görüntülerinin kullanılması nedeniyle hayatımızda Can Dündar vardı. Demir Kırat'ı oku­duk, izledik. Pek çok kitap okuduk, Hayat dergilerine baktık. O dönemde kadınlar nasıl giyiniyor, nasıl duruyor, nasıl bakıyor, inceledik. Bir de ben, ortaokul yıllarımda çok fazla Türk filmi izlerdim. Senaryoda Yasemin'i okudu­ğum zaman "Ona neler yükleyebili­rim?" diye düşündüm. Adaya gidip, kostümlerini giyip, hanım hanım ayak­kabılarına bastıktan sonra Yasemin'i hissetmeye başladım. Benim de ya­şadığım ama biraz eskide kalmış bazı saf duyguları onda gördüm. Platonik aşkı, heyecanları, aşkıyla ilk karşılaştı­ğı zaman verdiği tepkileri, bakışları, gülmesi, arkadaşlarına davranışı, par­mak ucunda yürümesi gibi şeyleri yükledim rolüme. Yasemin benim 15-16 yaşındaki halimi yansıtıyordu.

Diziden sonra yeni projeler var mı?

Yaza umut ediyorum, çok uzun za­mandır beklediğim ve beni çok heye­canlandıran bir sinema filmi olacak.

Beren Saat Fan Kulübü'ne nasıl tepki­ler geliyor?

Hatırla Sevgili'nin sitesinden çok iyi tepkiler geliyor. Önce "Ne kadar gü­zelsin, ne şirinsin, ne şekersin", diyor­lar. Bana en çok yardım eden kısım bu. "Ne kadar doğalsın, ağlayışın bile çok doğal" diyorlar. Kamera öyle bir şey ki, insanlar saatlerce oturup bizim göz bebeğimizin içine bakıyorlar. Oy­narken onları kandırmanın mümkün olmadığına inanıyorum. Bir gün kendi­mi sinemada izlediğimde herhalde bu durum daha da büyüyecek ve üstüme üstüme gelecek.

Günlük hayat nasıl geçiyor, alışveriş yapmayı seviyor musun?

Alışveriş konusunda biraz maymun iş­tahlıyım, insan ilk maaşını alınca delice alışveriş yapıyor. O saate kadar ne al­mak istediysem aldım, bunun tadını çıkardım. Aldığım bazı şeylerle ilgili obsesif bir durumum var. Aslında spor giyiniyorum. O yılın trendlerine göre renkler, formlar, kumaşlar, boncuklar her neyse, o dönemin moda rüzgarla­rından etkileniyorum tabii ki.

Gardırobunda olmazsa olmaz şeyler nelerdir?

Kısa kollu, uzun kollu, kolsuz, askılı, v yakalı, sıfır yakalı, her türlü beyaz t-shirt... Beyaz gömlekler, beyaz spor ayakkabılar.

Çantandan hiç eksik etmedikleriniz?

Duygusal olarak çok yükseldiğim ya da dibe vurduğum anları not aldığım küçük bir defter ve kalem vardır. Mak­yaj malzemelerim, bir de vitaminlerim.

Sevgilin var mı? Sevgililer Günü senin için ne ifade ediyor?

Sevgilim yok. Sevgililer Günü'ne az kaldı ama ne olacak, bilmiyorum. Sev­gililer Günü çok özel bir gün. Yılın en çok sevdiğim birkaç gününden biri.

Beren Saat, Hatırla Sevgili'de canlandırdığı Yasemin karakteri ile gönüllere taht kurdu.

Hani yılbaşında, Sevgililer Günü'nde alışveriş merkezleri süslenir ya, o ba­na kendimi çok iyi hissettirir, ilk genç­lik yıllarımdan beri hep uzun süreli iliş­kilerim olduğu için, Sevgililer Gü­nü'nde birileri olurdu hayatımda. Ön­cesinde hediye hazırlıkları, tatlı bir he­yecan... Hediye vermesini çok seve­rim. Yılbaşlarında Noel Babacılık oy­namaktan büyük keyif alırım.

Hayatında aldığın en güzel hediye neydi?

Lise yıllarımda bir arkadaşımın benim için yazdığı şarkı.

Burcun?

Balık. O yüzden biraz manevi şeyler üstünde duruyorum galiba. Had saf­hada duygusalım.

brn (4) brn (33)

 

Beren Saat Hakkında Herşey

brn (52) --DOĞUM TARİHİ:26.02.1984

--DOĞUM YERİ:ANKARA

--YABANCI DİL:İNGİLİZCE,İSPANYOLCA

--BOY/KİLO:1.67/50 --OKUDUĞU OKUL:BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ

--HOBİLERİ DANS ETMEK,RESİM YAPMAK,TENİS OYNAMAK,SİNEMAYA GİTMEK

--SEVDİĞİ DİZİLER:ASMALI KONAK,BİR İSTANBUL MASALI,LİSE DEFTERİ,SEX & THE CITY,ALLY MC BEAL,TATLI HAYAT

--SAÇ/GÖZ RENGİ:KUMRAL/YEŞİL

--SEVDİĞİ OYUNCULAR:MEL GIBSON,JULIA ROBERTS,FİLİZ AKIN,EMRE ELTUĞ,HALUK BİLGİNER,HALDUN DORMEN,FATMA GİRİK

--EN ÇOK SEVDİĞİ RENK MOR --KENDİSİYLE İLGİLİ İTİRAF ETTİĞİ ÖZELLİKLERDEN BİRİDE:ÖNYARGILI VE TİTİZ OLMASIYMIŞ

--ADININ ANLAMI: PAMUK GİBİ BEYAZ VE YUMUŞAK

--KENDİSİNDEN 5 YAŞ BÜYÜK CEM ADINDA BİR ABİSİ VARMIŞ

--KÖPEĞİNİN ADI BİTTER

--RAHAT GİYİNMEYİ SEVİYOR

--TAKI KULLANAMAYI ÇOK SEVDİĞİNİ RENKLİ VE BÜYÜK OBJELERDEN HOŞALNADIĞINI SÖYLÜYOR

--ANNESİ ANKARA KOCATEPE MİMAR KEMAL LİSESİNDEN EMEKLİ ÖĞRETMENbrn (48)

Ölen Sevgilisine Yazdığı Şiirler

brn (34)


BEREN SAAT, SEVGİLİSİ EFE'Yİ KAZADA KAYBETTİ... ACISINI ŞİİRLERE DÖKTÜ. YAZDIĞI ŞİİRLERİ BASTIRIP AŞKINI ÖLÜMSÜZLEŞTİRMEYİ HAYAL EDİYOR...

Ölen sevgilisi için şiir yazan Beren Saat'in hayali, bunları bir kitapta toplayıp aşkını ölümsüzleştirmek.

'Hatırla Sevgili' dizisindeki oyunculuğuyla bir kez daha dikkat çeken Beren Saat, iki yıl önce sevgilisi Efe'yi trafik kazasında kaybetmişti. 'En büyük aşkım' dediği sevgilisinin anısına şiir yazan Saat, bunları bir kitapta toplayıp aşkını ölümsüzleştirmek istiyor.

Beren Saat: "Sevgilisi olan birine hiç göz koymadım"

brn (6) İnsanı şaşırtacak şekilde düzgün ve aklı başında konuşuyor. Henüz 23 yaşında olmasına rağmen ne istediğini ve nerede, nasıl davranacağını çok iyi biliyor. Her ne kadar sessiz sakin görünse de, bir Balık burcu olarak ona 'heyecanların kadını' demek yanlış olmaz. Hatırla Sevgili dizisindeki başarılı oyunculuğunun yanı sıra, özel hayatıyla magazin basınının da hedefi haline gelen Beren Saat, kendisine yakıştırılan 'Gönül çelen kadın' imajından, biraz rahatsız. Ama emin olun, yine bir Balık olarak ona ket vurmak da imkânsız!..

-Hayatın bir armağanı sanırım, sizin bugün burada olmanız. Bir yarışmaya katıldınız ve kısa sürede aranan bir oyuncu oldunuz. Bu kadarını hayal etmiş miydiniz?
- Hayır etmemiştim, daha doğrusu böyle önemli projelerde başrol almak için daha çok yolumun olduğunu düşünüyordum. Başarımdaki asıl pay çok yetenekli olamamdan değil, doğru insanlarla, doğru projelerde çalışmamdan kaynaklanıyor. Örneğin Hatırla Sevgili'de yönetmenimiz Tomris Giritlioğlu bana çok güvendi, başkası olsa bunu yapmazdı belki..

- Dışarıdan baktığınızda nasıldı, içine girdiğinizde neyle karşılaştınız? Beklediğinizden çok farklı bir dünyayla mı?
- Çok büyük bir sürpriz ya da hayal kırıklığıyla karşılaşmadım açıkcası, aşağı yukarı beklediğim şeyi buldum. Tabii ki çok kolay olmasını beklemiyordum ama dizi çekmenin hiç de dışarıdan göründüğü gibi olmadığını öğrendim. Çok zor şartlarda çalışılıyordu. İlk set günümde 24 saati devirince, "Bu böyle olacaksa, ben bu işi devam ettiremem," diye çok korkmuştum.

- Peki ya ilişkiler?
- İşte o noktada biraz dejenere olmuş bir topluluk buldum karşımda. Sadece magazin haberlerinden ve insanların ilişkilerinden bahsetmiyorum... Çok bireysel bir iş olduğu için, egoların çok çarpıştığı ve insanların birbirine hiç güveninin olmadığı bir ortamdasınız. Hatta insanlar birbirini ezerek veya birbirinin ayağını kaydırarak bir şeyler başarmaya çalışıyor. Karşımda bu kadar 'güvensiz' bir popülasyon bulunca, bu beni üzdü açıkcası. Ama şimdi yapacak bir şey olmadığını görüyorum. Adapte olmayı, yaklaşan tehlikeyi sezmeyi ve korunmak için dikenlerinizi çıkarmayı öğreniyorsunuz. Sosyal çevrenizi de ona göre oluşturuyorsunuz tabii.

- Sizi bugüne dek en çok ne rahatsız etti? Ya da en çok neden şikâyetçisiniz, diyeyim.
- Yanlış anlaşılmak... Zaten o yüzden de artık neredeyse hiç röportaj vermiyorum. Canlı bir program olursa, en azından söyledikleriniz olduğu gibi yayınlanıyor. Ama söylediklerinizin sizin ağzınızdan çıktığı gibi yazılmaması, okuyucuların gözünde sizi bir anda aptal ya da çok kıskanç biri durumuna düşürebiliyor. Tüm röportajın içinden bir cümleyi alıp başlığa taşıdığınızda çok aptalca bir ifade olabiliyor bu ve okuyucunun damağında sizinle ilgili kalan tat da o oluyor. Çünkü gerisini okuma ihtiyacı bile hissetmiyor...

- Sizin adınız hep 'gönül çelen kadın' olarak anılıyor, neden?
- Öyle olması beklenildiği için. Çünkü insanlar şöyle düşünüyor, "Bu kız bir yarışmayla nereye geldi... Süreç buysa ancak bu şekilde bu noktaya gelmiştir," diye bir düşünce var insanların kafasında. Konservatuvar mezunu olsaydım, belki böyle yakıştırmalar yapılmayacaktı, eminim. Ama insanlar zamanla beni anlayacaklar...

- Kimi zaman bir çekimde 24 saatten fazla vakit geçiriyorsunuz rol arkadaşlarınızla. Hayatınızın bu kadar önemli bir bölümünü paylaştığınız insanlar arasından birini kendinize yakın hissetmeniz çok doğal değil mi?
-Elbette olabilir ama bir de ön yargı var, 'Dizi setlerinde mutlaka herkes partneriyle bir ilişki yaşar,' diye. Benim adımın geçtiği her yerde Cansel Elçin (dizide Ahmet rolünde) adı geçiyor. Oysa yok öyle bir şey, hiç olmadı. Biz çok iyi dostuz. Ama dedikodulara artık hiç kulak asmıyorum. Çıkıp da "O benim sevgilim değil," diye bas bas bağıramam ki! Bir de size hiç fırsat tanınmıyor. Belki biriyle gerçekten aranızda bir elektrik vardır ama ne olacağını görmek için arkadaşlık edersiniz önce. Sorulduğunda da "Arkadaşız," dersiniz. Zamanla bir ilişki başlar ya da başlamaz. Ama sizi biriyle yan yana gördüklerinde hemen "Beraberler," deniyor. İlişki gerçekten başlarsa da bu kez "Hani arkadaştınız!" deyip yalancı durumuna düşürülüyorsunuz.

- Görünen o ki hakkınızda çıkan haberler yüzünden başınız epey ağrımış...
- Benimle ilgili çıkan haberlere uzun zamandır ilk kez bu kadar incindim. Aslında ben bunları aştığımı düşünüyordum ama bazı şeyler insanı incitiyor. Ben hayatımda sevgilisi olan birine hiç göz koymadım. Ama çıkan son haberlerde ben birilerini 'ayıran' kadın durumuna düşürüldüm. Oysa ikinci kadınlara hep fazla refleks gösteren biriyimdir. Kendimi son dönemde hiç alakam olmayan olayların içinde gördüm. "Sen neymişsin be Beren!" gibi bir durum oldu. Hiç hak etmediğimi düşündüm bunları ve kırıldım.

- Bir yarışmadan çıkıp kısa sürede bu kadar üne kavuşmak, çok kıskanılmayı da beraberinde getirdi mi sizce?
- Ben henüz istediğim yere gelmiş değilim, önce bunu söyleyeyim. Ama benim de tahminimden hızlı gelişti her şey. Sanırım, bu bazı insanlarda şöyle bir refleks yarattı: "Dur bakalım, bu iş bu kadar çabuk olmaz. Sen de bizim geçtiğimiz yollardan geçmek zorundasın. Senin de bir gün ayağın takılacak ve düşeceksin!" Bana karşı böyle bir ön yargının olduğunu görüyor ve hissediyorum.

Yalnızlığı Severim, Sosyal Biri Değilim!.....

- Nasıl bir ailede büyüdünüz, onlarla birlikte mi yaşıyorsunuz?
- Ailem Ankara'da yaşıyor, ben şimdi İstanbul'da yalnız yaşıyorum. Benden beş yaş büyük bir ağabeyim var. Ama o kadar yaramazdı ki, ablalık hep bana düşerdi. Çok korunaklı büyütüldüğümü söyleyemem, öyle "Aman evin küçük kızı," gibi çok üzerime düşülmemiştir.

- Dışarıdan bakıldığında 'yalnız' birine benziyorsunuz... Yoksa tam tersi mi?
- Neşeli, rahat ve konuşkan halim uzun süre sonra ortaya çıkar. Beni öyle çok konuşurken ve espriler yaparken göremezsiniz, bu çok kısıtlı bir çevrede olur. İnsanlara güvenmem gerek önce. Ama çocukluktan beri yalnız olmayı sevdiğim doğru. Küçükken de oyuncaklarımı alıp bir köşeye çekilir, kendi kendime çok oynardım. Yalnızken kafamı daha rahat toparlarım, sosyal biri olduğum pek söylenemez. Şimdi çevremi iyice küçülttüm, çok arkadaşım yok.

- Yarışmayı kazanamayıp oyuncu olamasaydınız, ne değişirdi?
- O zaman pek bir şey değişmeyecekti. Ama oyuncu olmayı hep istedim, başka türlü mutlu olamazdım herhalde. Ben aslında Başkent Üniversitesi İşletme Bölümü'nde okuyordum. Ama baktım ki yapmak istediğim şey bambaşka ve buna engel olmam mümkün değil. O zaman "Bu böyle olmayacak," deyip karar verdim yarışmaya katılmaya.

Kararlarımı Hep Hislerime Göre Verdim!..

- Hedefinizde ne var?
- İyi bir sinema kariyeri.

- Hiç teklif aldınız mı?
- Evet bayağı teklif aldım.

- Neden kabul etmediniz?
- Bunun için de doğru insanlarla yan yana olmayı ve doğru projeyi bekliyorum.

- Nasıl karar vereceksiniz buna?
- Tamamen hislerimle hareket edeceğim. Bugüne kadar hep öyle yaptım. Gece senaryoyu okurum, sonra uyurum. Sabah uyandığımda kararımı vermişimdir...

- Cevabı rüyanızda biri size söylemiş olmuyor, öyle değil mi?
- Uykuda ne oluyor bilmiyorum ama yok, öyle bir şey olmuyor!

Beren Saat Biyografi

brn (41)

Başkent Üniversitesi'nde İşletme konusunda ihtisas yaparken Türkiye'nin Yıldızları adlı, aktör ve aktris yetiştirip hafta sonu performanslarını değerlendiren yarışma programına katıldı. Bu programla birlikte yıldızı parladı. Yarışma programının ekibinde bulunan Tomris Giritlioğlu'nun kardeşi, ona Beren'den söz edince TV dizilerinin aranan yüzlerinden biri haline geldi.